kim, nasıl, ne zaman ve neden cd demiş bilmiyorum ama 6. hissim bu kısaltmanın da altında internetin olduğunu söylüyor bana. çet hadisesinin gençliğimizi esir aldığı yıllarda her şeyi, her kelimeyi kısaltsan ve böylece “zamana tutunan” gençliğin “slm, asl, pls” ile başlayan dil katliamının sonucunda her şey kısaltmalara dönüverdi hızla. her iletişimini bu denli hızlı yapan zihnin kusursuz gün ışığı elbette ecnebi bir kelam olan crossdresser’ı da etkilemiş olabilir pekala. yani şimdi bir araştırmacı gazetecilik örneği yapıp tarihçesini ve ilk kullanan milleti bulup siz değerli dönme okurlarıyla paylaşmak en doğrusuydu lakin saat 04.13 ve mevzuumuz bundan daha derin ve sancılı…
crossdresser’ı ya da kısaca cd’yi türkçe söylemek istesek şimdilik en mantıklı kelime travesti olacaktır herhalde. herhalde diyorum çünkü ne lgbt camiada ne de lgbt camia dışındaki alanlarda kavrama dair bir ortaklık yok henüz. crossdresserlar neredeyse tanımlanamayan uçan nesneler muamelesi görmekteler uzun yıllardır. ama en amiyane tabirle “karşı cinsin –ki cins dergicek pek haz ettiğimiz kelamlardandır, kıyafetlerini giyen kişileri” anlatan ve buradan bakınca da bizlerin kullandığı travesti tanımına denk düşen durum ne yazık ki dolaptan çıkartması en zor elbise hala. cinsel yönelimi eşcinsellik ya da biseksüellik, cinsiyet kimliği transseksüel ya da travesti, toplumsal cinsiyeti kadın ya da erkek olan bireylerin “açılması” öyle ya da böyle, küçük ya da büyük adımlarla sürmekteyken cd’lerin birçoğu değil bunu çevreleriyle paylaşmak, neredeyse kendilerine bile söylemiyorlar. şikayet ettiği her şeyi kendi içinde de üreten her topluluk gibi lgbt camia da bazı konularda hala tabuculuk oynamakta ısrarlı. ve bu tabu oyununda en zor anlatılan, anlatanı kıvrım kıvrım kıvrandırtan kelimelerin başında da cd’ler gelmekte.
taraf olmayan bertaraf olur şiarıyla şekillenen dünya bizi hep bir köşede olmaya zorladı. çünkü bir köşe seçmezsen arada kalmış olurdun ve arada kalmak her daim tehlikeli ve sakıncalı idi. sırtını dayamayacağın sağlam bir duvar (bak: toplumsal cinsiyet rolleri) yoksa sen her türlü ötelemenin 6 okunun doğal hedefiydin. ya herrüydü ya merrü. lamı cimi yoktu. bu doğar doğmaz kulaklarımıza o kadar çok besmele ile haykırılmıştı ki hep olmadığımız bir şeyi oynamaya çalışarak, aslımızı yatak odası denen ve “en mahrem, en kişisel, en özel ve en saklanası” yere hapsederek vermiştik suflelerimizi. e hayat bir tiyatro sahnesidir sözü boşuna söylenmemişti. gülen her yüzün bir tanede ağlayan eşi olmalıydı. oldu da…
aynada kendine bakarken memnun olmayan ahmet kırmızı jartiyerini ya da ekose eteğini ancak ve ancak yatak odası denen sandıkta, aynanın karşısında giydiğinde “oldu”ydu. o kapının kolunu sola çevirip, ilk adımını dışarı attığında anında başı ezileydi. ferman heteroseksizmin, yatak odaları “genel ahlak”ın kilerleriydi. bu nedenle ahmet, tıpkı boxer giymekten hoşlanan ayşe gibi, burnunun ucunu o kapıdan dışarı çıkartmamalıydı. sokaklar ahmet gibi ahmetlerin, ayşe gibi ayşelerin alanıydı. aksi düşünülemezdi. düşünenler ise bu düşüncelerini sadece ve sadece hepimizin sıkıştırıldığı karanlık dolapların en ücra köşesinde sek sek oynayabilirlerdi… kaldı ki dolabın diğer sakinleri bu oyuna da izin vermediler.
oysa ki beden dediğimiz şey bizim değil miydi? öyle demiyor muydu akşam haberleri? nasıl oluyordu da oluyordu ve bizler üstümüze giyeceğimiz elbiseyi toplumsal normların belirlediği ilkbahar/yaz/sonbahar/kış kreasyonundan seçmek zorundaydık. madem bizim bu bahsi geçen oyun tahtası, kız kurusu, erkek müsveddesi bedenlerimiz istediğimiz şeyle süslemek de bizim hakkımız değil miydi? varsındı, olsundu… biz dilimizde şen kahkahalar ve en gururlu şarkılarla dilediğimizi giyip, dilediğimiz gibi sevişmeliydik. giydik, söyledik, seviştik de…
baweraunnehir
donme dergisi yazarlarinin ve hepimizin katılımıyla yazılarımızla, yorumlarımızla yasam deneyimlerimizi paylaşacağımız, tartışacağımız bir blog yaratmayı hayal ediyoruz.
11 Ekim 2010 Pazartesi
bu alet cd çalar mı?
Etiketler:
crossdresser,
transgender,
travesti
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder