türk tarih kurumu başkanı yusuf halaçoğlu’nun, sünni kürtler’in türkmen, alevi kürtler’in ise ermeni dönmesi olduğunu, anneanneden toruna “dönenlerin” isimlerini içeren listeleri elinde tuttuğunu iddia ettiğinde, dönme kavramının toplumdaki olumsuz çağrışımını da kullanarak kürtler’in özgürlük ve demokrasi mücadelesini geçersiz kılmayı ve baltalamayı amaçladığını sezmek zor olmasa gerek: ana dilinde konuşmak ve eğitim görmek, ekonomik/sosyal/siyasi fırsat ve hak eşitliği, kültürel kimlik meşruiyeti gibi haklı talepleri bulunan ve kendilerine “kürt” diyen bu insan topluluğunun aslında kim/ne olduğunu unut(tur)muş olan, gerçek atalarına hayali bir milliyetçilikle isyan eden bir avuç hain dönme olduğu böylece kanıtlanmış olacaktı. bu dayanaksız ve ırkçı tezin gerçek olduğunu kabul etsek bile, halaçoğlu’nun “millet” denen sosyal birimin verili değil, kurulan bir şey olduğunu kavrayamadığı ya da unuttuğu sonucuna varabiliriz.
edward said’in “freud ve avrupalı olmayan” başlıklı muazzam denemesinde ele aldığı üzere etnik köken saf ve “doğal” değil tarihsel ve inşa edilmiş bir cemaat kimliğidir. örneğin yahudiler “israil’in yerlisi olmayan” mısırlı musa etrafında bir ulus inşa etmişler ve onun soyundan geldiklerini kabul etmişlerdir. bu durumda bütün yahudi ulusunun aslında dönme olduğunu varsaysak bile (ki bu varsayım yahudilere karşı duyulan ırkçı nefreti gerekçelendirmek için kullanılır: “musevi olduklarını iddia ettikleri halde musa’nın soyundan bile değildirler”) herhangi bir millet kadar dönmedirler, çünkü tüm diğer milletler gibi kendi tarihlerini “yapmışlardır”. saf ırk kavramına inançları itibariyle dönme avına çıkan faşistlerin aynı zamanda transseksüel/travestilere yönelik şiddetin en şevkli ve acımasız failleri olmaları bir rastlantı değildir.
öyleyse dönme kavramının transseksüel/travesti/gender bender bireylerde de “sonradan başka bir şeye dönüşene” yönelik nefret nedeniyle lanetlendiğini anlamamız kolaylaşabilir. tıpkı ulusal kimlik gibi cinsiyet kimliği de verili ve doğuştan gelme değildir: kişiler tarafından iradi biçimde ve/ya sosyal-siyasi baskıyla şekillendirilip üretilir. kişinin içine doğduğu toplumun ulusal/kültürel kimliğini benimsemeye zorlanmasına paralel olarak cinsiyet kimlikleri de kadın ve erkek bedenleriyle doğmuş olanlar arasında paylaştırılır. dönme kendisine dikte edileni reddettiği, filanca kimliği/davranışları icra etmesinin “doğasına” uygun düşeceğine dair dayatmacı saptamalara muhalefet ettiği için kendi devrimini gerçekleştirir: dönmenin bedeni devrimci bir bedendir. dönmek, tüm ağır bedellerine rağmen müthiş bir özgürlük şiiri, köle ahlakına karşı bir çığlıktır: tam da bu nedenle dönmeler toplama kamplarına, fuhuşa mahkum edilerek yeniden köleleştirilmeye çalışılır. ancak dönme ölüm kalım mücadelesinin virtüözüdür- kolay yılmayacaktır.
yaşasın dönme olmak!
kinky imam
donme dergisi yazarlarinin ve hepimizin katılımıyla yazılarımızla, yorumlarımızla yasam deneyimlerimizi paylaşacağımız, tartışacağımız bir blog yaratmayı hayal ediyoruz.
6 Ekim 2010 Çarşamba
dağdan geliyorum döne döne
Etiketler:
dönme,
kimlik,
transseksüel
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder