donme dergisi yazarlarinin ve hepimizin katılımıyla yazılarımızla, yorumlarımızla yasam deneyimlerimizi paylaşacağımız, tartışacağımız bir blog yaratmayı hayal ediyoruz.

6 Ekim 2010 Çarşamba

Laço'nun gör dediği: adaletin bu mu dünya:

PAKİSTAN’LI BİR ÇİFTİN ÇİFTE MAĞDURİYETİ

Coğrafi mesafelere kanıp da Pakistan’da yaşanan ayrımcılık bize çok uzak sanmayınız.
2006 yılı Eylül ayında Şazima Tarık ve Şamil Raj isimli Pakistan’lı iki genç, yaşadıkları şehirde evlenmeye karar verirler. Birbirine aşık olan çiftin bu kararına, Şazima’yı kumar borcunu kapatmak üzere başka bir adama söz vermiş olan babası Tarık Hüseyin karşı çıkar. Evlendikten sonra iyice artan aile baskılarına ve tehditlerine dayanamayan Şazima ve Şamil çareyi bulundukları yerdeki bir mahkemeye başvurmakta bulurlar. Evlilik belgelerini inceleyen mahkeme, çiftin reşit olduğu gerekçesiyle evli kalmalarında bir sakınca olmadığı kararını verir. Zaten niye vermesin değil mi? Değil! Siz kemerleri bağlayın, gerisi gümbür gümbür geliyor...

Mahkemenin kararına rağmen Tarık Hüseyin ve ailesi, Şazima ve Şamil’e tehditler yağdırmaya devam eder. Tehditler ölüm boyutuna varınca, Şazima ve Şamil bu duruma bir son verebilmek ümidiyle Lahore şehrine kaçıp, sığındıkları kuruluş aracılığıyla 2007 yılı Nisan ayında bir üst mahkemeye başvururlar. Şazima’nın babası Tarık Hüseyin, çıktığı mahkemede Şamil’in “aslında bir kadın” olduğunu iddia ettiği anda ise hikaye çiftin aleyhine180 derece çark eder ve genç çift mağdur olarak başvurdukları mahkemece fail konumuna düşürülür. Sen misin trans olup da ölüm tehditlerine karşı korunma talep eden... Saldırıya uğradığı için polis çağırıp da saldırganlar elini kolunu sallayarak yollarına devam ederken karakola karga tulumba götürülen az mı trans tanıyoruz bu ülkede de?
Şamil Raj, sizin de tahmin edebileceğiniz üzere, aslında 31 yaşında Kadından-Erkeğe (KE) bir transeksüel. 15 yaşında ameliyatla rahmini ve göğüslerini aldırmakla kalmayıp, testesteron kullanmaya da başlamış. Böylelikle, psikolojik konum ve fiziksel görünüş açısından hayatının yarısından çoğunu erkek olarak geçirmiş bulunuyor. Pakistan yasalarında transeksüellik fenomeniyle ilgili ise herhangi bir düzenleme bulunmamakta. Diğer bir deyişle, ‘kadınlık-erkeklik’ üzerine kurulu ikili cinsiyet sistemine uymayan bireylerin varlığı hukuki alanda inkar ediliyor. Trans’lığın sistematik inkarı elbette sadece Pakistan’a özgü değil. Ülkemizde1988 öncesinde transeksüelliği yok sayan Medeni Kanun, 1988’den beri -2002’deki kanun değişikliğiyle daha zorlaştırılmış olsa da- transeksüellere kimliklerindeki cinsiyeti değiştirme imkanı sağlıyor. Fakat ne yazık ki yasa bu haliyle oldukça baskıcı ve trans bireyleri hasta konumuna düşüren bir tutum izlemenin yanı sıra, koşul gördüğü ameliyatların bazılarını olmak istemeyen trans’lara hiç bir hak tanımıyor.
Çiftimize geri dönecek olursak, Şamil’in kendi cinsiyeti üzerinde söz söyleme hakkını bir insan hakkı olarak görmeyen mahkeme, Şamil’in “gerçek” cinsiyetinin denetlenip saptanabilmesi için bir sağlık kurulu görevlendirir. Zira, heyetten geçmeden kendini anlamlandırabilen mi var aramızda anacım. Türkiye’de yaklaşık iki yıl transeksüellik kursuna gidip tescillenmeden ameliyat olmak yasak biliyorsunuz. Terapinin klasik transeksüellik tanımlarına uymayan trans’lar için ne kadar esneklik sağladığının değerlendirilmesini başka bir yazıya bırakıyorum.
Neyse efendim, transeksüellik konusunda bilgi sahibi olmadıkları sundukları raporun karmaşıklığından anlaşılabilen doktor heyeti, neticede Şamil’in “kadın” olduğuna karar verir. Bu karar Şamil ve Şazima’nın, Şamil’in “gerçek” cinsiyetine dair yalan söyledikleri gerekçesiyle 3 yıl hapis cezasına çarptırılmalarına yol açar.
Şamil kendisini hiçbir zaman kadın olarak görmediğini söylüyor. ‘Kadından-Erkeğe’ geçiş sürecini Pakistan’da mümkün olmadığı için tamamlayamadığını, ancak fırsat bulur bulmaz yurt dışına çıkıp tamamlamak istediğini belirtiyor. Elbette, herhangi bir yasa değişikliği olmadıkça Şamil ameliyatlarını değil yurtdışına, uzaya da çıkıp tamamlasa, ülkesine döndüğünde cinsiyetini resmi olarak değiştiremeyecek ve cinsiyeti hakkında yalan söyleyen “kadın” yaftasından kurtulamayacak.
İdeal bir dünyada, Şamil ve Şazima’nın başına gelenler ‘aşk’ın sadece belli kesimlere ait bir lüks olmadığının; bedene ilişkin yasaların ikili cinsiyet anlayışına göre düzenlenmesinin yetersiz olduğunun kanıtlarından kabul edilebilirdi. Yine böyle bir dünyada, bir babanın kumar borcunu kapatmak için kızını kullanmayı kendinde hak görmesi, erkek egemen aile anlayışını eleştirmek için kullanılabilirdi. Ama ne yazık ki yerel ve uluslararası basın olayın insan hakları, kadın hakları veya cinsel haklar boyutlarına pek de dokunmayıp, hikayeyi mümkün mertebe sansasyonelleştirerek çifti daha büyük bir yabancılaşma ve izolasyon sürecine itti.
Şamil ve Şazima, geçtiğimiz günlerde bir üst mahkemenin Lahore mahkemesinde verilen kararı bozmasıyla şu an için hapisten çıkmış bulunuyor. Tarık Hüseyin ve çeşitli makamların haklarında açtıkları davalar ise devam etmekte. Diğer bir heyecan verici gelişme ise Pakistan’daki bazı kadın ve insan hakları savunucularının çifte destek vermenin yanı sıra, bu davayı kullanarak transeksüellikle ilgili yeni yasal düzenlemeler getirmek istemesi. Dileriz Pakistan’ın transeksüellikle ilgili yeni yasaları Türkiye’dekilere oranla daha esnek, daha az transfobik ve cinsiyet kimliklerinin çeşitliliğini daha destekleyici yönde olur. Amin.

Sinan’ınız.

Hiç yorum yok: