Aşağıdaki yazıyı, büyük ihtimalle, hikâyenin anlatıldığı Amerikan gazetesindeki haber ile bu haberin Türkiye’de Vatan ve Radikal gazetelerine yansıyan şeklinin olduğu komşu sayfada bulacaksınız, tabii ki editör yerini değiştirmezse. Büyük sır şu ki, bu üç gazetenin satır aralarını okuyacaksınız, tabii ki benim gözümden.
Öncelikle Amerikan Boston Edge gazetesinin LGBT[1] bölümünde çıkan Kelli Kennedy imzalı haberde anlatılan hikâyeye birlikte bir bakalım.
“Her zaman kadınların birbirlerinin ellerini tutmalarına, kucaklamalarına hayran olmuştum ve bunda anormal hiçbir şey yoktu. Cinsel bir şey değildi” diyor Michelle. Bir kadın bir başka kadına duygusal ve/veya fiziksel çekim duyabilir. İllaki bir kadınla cinsel ilişki yaşamış olmak gerekmez. Kadınsak, kendi içimizde, bir kadından hoşlandığımızı kabul etmek ve bunu çevremizdeki insanlara da kabul ettirmek toplumsal baskıdan dolayı zordur.
“Penisini aldırmadı, çünkü ameliyatı çok pahalı ve kendisini hala heteroseksüel[2] olarak tanımlıyor. (Kadınlarla ilişkisi olmuş ve hayatını birlikte geçirebileceği bir kadınla tanışmayı umut ediyor.)” Tüm bir cinsiyet düzeltme sürecini geçirmiş olmak zaten gerekmiyor ama bu süreci tamamlamak isteyenlerin önünde de çok uzun bir yol var. Michelle’in kendini bir (trans) kadın ve lezbiyen olarak kabul etmediğini çıkarabileceğimizi söylüyorum.
“Michelle güzel şeyleri severdi. Kolayca arkadaş edinirdi ve çok iyi bir dansçıydı; Michael bir kere bile dans pistine adımını atmamıştı” Farklı iki insandan bahsediyor sanki değil mi? Kulağa daha çok “çok kişilikli” birini anlatıyor gibi geliyor. Transseksüel olmak içinde iki faklı kişilik barındırmak değildir. İnsan hissettiği cinsiyetle ilgili kendini gerçekleştiremiyorsa, kendini kötü hisseder. Bir de buna başkalarının onunla ilgili söylediği, gösterdiği, hissettirdiği olumsuz fikirler, eylemler eklenir ki birçok yerde transseksüel bireylere yaşatılan şiddeti gazeteden okuyor, televizyondan seyrediyoruz. Bazılarımız ilk elden dinliyoruz.
Hem Michael hem de Michelle olarak, alkol ve uyuşturucu kullandığı yazılmış. Hissettiği cinsiyette yaşamaya çalışırken aldığı tepkiler, “çoğunluğa uymadığı” için aşağılanması, sosyal gruplardan (aile, arkadaş, iş, okul, yaşadığı yer, vs.) dışlanması ve cinsel yöneliminin de “norm dışı” görülmesinden dolayı benzer ayrımcılıklara maruz kalmasıyla yalnızlaşmış ve çaresiz olduğu düşündürülmüş olabilir. Uyuşturucu ve alkol, bu yaşananların etkisini azaltmak için başlanılan ama bırakılamayan bir şeye dönüşmüş olabilir. Kaldı ki, LGBTT olmayan kişilerde de yaygın olarak alkolizm ve uyuşturucu bağımlılığı var.
LGBT birey için karşı-cins birlikteliğinin kutsandığı bir yerde “istenmeyen”, “kötü” görülen, kısaca toplumun dışına itileceği söylenen bir var oluşta olmak önce kendine açılmayı[3], sonra da başkalarına açılmayı zorlaştırır. Dolayısıyla Michelle’in annesi ve kız kardeşiyle uzun süre görüşmemesinde veya yıllar sonra tekrar konuşmaya başlamasında şaşılacak bir şey yoktur. Üzücü bir yanı vardır. Kemikleşmiş önyargıları kırmak çok kolay olmadığı için de aralarındaki ilişkinin de çok iyi olduğunu düşünmüyorum.
Kilisenin tavrı konusunda haberde geçen Dr.Melissa Wilcox’un söylediklerine sanırım bizim de kulak vermemiz iyi olur. “Birçok Evanjelik kilisesinin artık eşcinsellere karşı cehennem ateşi vaazları vermediğini ve bu üyelerini ruhsal olarak sağaltılması gereken, depresyon gibi bir psikolojik hastalığa yakalanmış hastalar olarak gördüğünü söylüyor” diyor.
Kilise Michelle’i bir transseksüel kadın olarak kabul etmiş görünüyor ki kadın İncil okuma grubuna almışlar. Fakat kilise karşı cins ilişkiyi “mutlak ilişki” olarak görüyor ve kişileri bu ilişki biçimine yönlendiriyor. Michelle erkeklere bir şey hissetmiyor ama kadın bedeninde ve kadınlardan hoşlandığı için de onu “erkek” olması gerektiğine inandırıyorlar. Bunu da “kadına dönen bir gey adamın tekrar erkeğe döndüğü ve bir kadınla evlenip mutlu yaşadığı bir video göstererek” yapıyorlar. Mutlu heteroseksüel aile masalı devam ediyor… Michelle ise hep bir kadınla birlikte olmak istiyordu, ama kadın bedeninde iken…
İnternette biraz araştırma yapınca, geçmişte, 1970’lere kadar, kiliselerce veya kiliseyle bağlantısı olan yerlerin LGBT üyelerini “tiksindirme tedavisi[4]” ile “eşcinselliği tedavi” adı altında işkence ettiklerini öğreniyoruz. Ben baktım. A.B.D.’de “Church of Jesus Christ of Latter Day Saints” adlı kilise bunların en ünlüsüymüş. Kilise bağlantılı oldukları söylenen Evergreen ve Exodus adlı kuruluşlar hala “tedavi edici terapilere” devam ediyormuş ama artık elektroşok uygulamıyorlarmış!
(Kiliseye göre) Eski bir “günahkâr” olan kilise lideri onun için “o gözlerinde yaşlarla yardım isteyen adamdı” diyerek “ben onun erkek olduğunu biliyordum” diyerek görmek istediğini görmeye çalışıyor. Michelle’e bir faydası var mı? Yok.
Kilisenin lideri tazminat davası açılmasın diye “birisine zorla bir şey yaptırıldığında bunun yasal ve ruhsal sonuçlarının ne olacağının farkındayım. Michael’e yaptığımız tüm yardımları Michael kendi istedi. Farklı liderler onun hayatına saatlerini akıttı” ve bir başkası da “biz teşvik ettik ama o başlattı” gibi komik bir cümle kuruyor. Ne kadar da masumlar!
Michelle ABD’nin Florida eyaletindeki Fort Lauderdale diye bir yerde (şehir mi kasaba mı bilmiyorum) yaşıyor. Google sağ olsun J, Florida gey ve lezbiyen örgütlenmesinin yoğun olduğu bir eyalet ama –varlığını geçen sayıdaki ENDA haberlerinden öğrendiğimiz- transseksüel (transgender[5]) örgütlenmesi yok. Olsun. Gey ve lezbiyen örgütleri de kendilerine danışan (kendiyle barışmamış) transseksüel bireylere yardımcı olabilir ama Michelle bir şekilde bunu ıskalamış görünüyor. Keşke kiliseye değil de bu örgütlerden birine gitseydi dedirtiyor bu hikaye.
Bir de medyaya bakayım…
Şimdi de üç gazetenin bu haberi nasıl verdiğine birlikte bakalım. Amerikan Boston Edge gazetesinde haber dört sayfalık uzun bir haber olarak çıkmış. Boston gazetesinin LGBT bölümünde olmasının da bir farkı vardır herhalde. Başlığı şiirsel. “Erkek, kadın, erkek. Michael’ın destansı yolculuğu”. İyi başladı (yazının ilerleyen bölümünde anlayacaksınız) ama değinilmesi gereken, açıklama getirilmesi gereken birkaç nokta da yok değil.
Haberi yazanın Michelle’i dışarıdan gördüğü haliyle, “erkek” olarak ele alıyor ve “gey olmadığını” söylüyor. Önemli olan gördüğümüz değildir. Tabii ki hepimiz “sadece kadın ve erkek vardır, birbirlerine dönüşmezler” masalıyla büyütülüyoruz.
“Penisini aldırmadı, çünkü ameliyatı çok pahalı ve kendisini hala heteroseksüel olarak tanımlıyor. (Kadınlarla ilişkisi olmuş ve hayatını birlikte geçirebileceği bir kadınla tanışmayı umut ediyor.)” cümlesinde haberi aktaran kendi çıkarımını yazmış. Hala dıştan gördüğüne göre değerlendiriyor. Tüm bir cinsiyet düzeltme sürecini gerçekleştirmiş olmak gerekmiyor.
Michelle/Michael’ın her iki dönüşümünde de yaşadığı depresyon ve buna balı madde bağımlılığı bir kişilik sorunu gibi gösterilmiş. Hâlbuki cinsiyet kimliğini (transseksüel bir kadın olarak) ve cinsel yönelimini (bir lezbiyen olarak) yaşayamadığı için ya da (ailesi, arkadaşları, çevresi, vs. tarafından) yaşattırılmadığı için kendini kötü hissetmiştir. Alkol ve uyuşturucu bağımlılığını sadece transseksüel bireylere mal etmiş. Bir başka deyişle, bizlere alttan alta “transseksüeller alkoliktir, uyuşturucu bağımlısıdır, uyumsuzdur, ne yapsalar bunalımlıdırlar” mesajı veriliyor.
“Bir kez daha yaparsam insanlar daha da dengesiz olduğumu düşünecekler” sözünü haber yapan yine tersten almış. Kişinin bedenin üzerinde söz söyleme ve değiştirme hakkı vardır. Vücudunda kısmi veya tam değişiklik yapabilir ya da yapmayabilir. İstediği kadar da tekrarlayabilir. Bir dönüşümü tamamlayınca her şeyin sonuna gelinmiş değildir.
Radikal gazetesinde haber “Ne olduğuna karar veremedi” diye başlık atılmış. Korkunç. İnsana sorduruyor, karar vermek mi gerekiyor? Hayır. Burada da, bir önceki haberdekine benzer bir önyargı söz konusu. İnsanlar bedenleri üzerinde istediği kadar değişiklik yapabilir.
Bu haberde de Michelle heteroseksüel olarak tanımlanmış ve hemen “erkek” olduğu varsayılmış.
““Michelle’i özlemiş ancak istese de bir kez daha kadın olamayacağının farkında. "Bir kez daha yaparsam insanlar dengesiz olduğumu düşünecek" diyor ve ekliyor: "Belki de tek ihtiyacım doğru bir kadın!"” Cımbızla mı çektin de bu kadar mesajı bir araya getirdin? Michelle’in dönüşümünü geçmişte yapılan ama bir daha geri dönülmemesi gereken bir hata gibi gösteriyor. Heteroseksüel (karşı cinsel) hayaller gördüğü varsayılıyor. “Gördün mü? Bak, aslında o da bir erkek ve mükemmel kadını arıyor, bulunca da bu huzursuzluğu sona erecek” diyor. Rahatsız edici! Kimse de “canım senin hayatını zorlaştırmışız” demiyor!
Orijinal haber dört sayfa, bu haber yarım sayfa bile değil, dolayısıyla anlam kaybı olmuş. Michelle’in hikâyesini kısaltarak vereyim derken (kasıtlı mı bilinmez) bilgileri de birbirine karıştırmış.
Haberde –orijinal metinde de bu eksikti- Michelle’in bir transseksüel ve lezbiyen olarak toplumda yaşadığı aşağılanmayı, dışlanmayı hiç anlatmamış, anlatılanları basite indirgemiş. “Heteroseksüel hayata uymazsanız, olacağı budur” alt metnini de promosyon olarak veriyor.
Vatan gazetesi’nde ise atılan başlık beni benden aldı. “Dönmekten şaşkına döndü”. Hayran kaldım! Güleyim mi ağlayayım mı bilemedim.
Başlığı böyle olan bir habere göre içeriğin daha derli toplu olması da şaşırtıcı. En azından orijinal metindeki bilgileri birbirine karıştırmadan, içinden istediklerini çekmeden, doğru sıralama ile aktarmış. Biraz daha detay verebilirmiş.
Çok da pürüzsüz değil, göze çapan birkaç önyargı var. “Kadınlıktan sıkılıp intiharı denedi” demiş haberi aktaran, nasıl yani diye sorası geliyor insanın. Kadına yönelik o kadar baskı varken –evet Amerika’da da canım- kimse “sıkıldığı” için intiharı denemiyor, yaşadığı baskılardan dolayı çaresiz hissettiğinde deniyordur. Bu kadar mı basite indirgenir yaşanılanlar.
“(…)20 yıl önce terk ettiği ailesiyle bile arasını düzeltti”, haberi yapan şaşkınlıktan ölecek. Biraz da toplumdaki travesti/transseksüel algısını da yansıtıyor bu düşünce: “o kadar aşağılıktır ki ailesi nasıl görüşür onunla” der gibi.
Heteroseksüel ilişki yüceltiliyor, transseksüel olmak kötü gösteriliyor. Yine toplumsal baskı sonucu yaşananlar kişiselmiş gibi gösteriliyor.
Gazeteler, televizyonlar, vs. “gelenek”, “aile değerleri”, “Türk ahlak yapısı”nı korumakla görevli görüyorlar kendilerini. Bu sözde değerler tartışmalı bir ahlak yapısını yeniden üretmekte kullanılıyor. “Kadın-erkek-çocuk”tan oluşan heteroseksüel aileyi yücelten, koruyan, devamını sağlamaya yönelik yazılarıyla, fotoğraflarıyla haberler yapıyor, köşe yazıları yazdırıyorlar, “eğlence” programları yaptırıyorlar. Bu tabloya girmeyen her şey karalanıyor, gözden uzak tutuluyor. Tablo dışı kalanlar toplum dışında da bırakılıyor, yalnızlaştırılıp, “düzelmiş” olarak geri dönmeleri bekleniyor.
Gözden çıkarılıyoruz. Çaresiz hissettiriliyoruz. Suçluymuşuz gibi davranılıyor bize. Hâlbuki içimizde yaşadıklarımız bizim için gerçek ve olması gerekendir.
________________________________________
[1] Lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel.
[2] Karşı cinsten birine duygusal ve/veya fiziksel çekim duyan kişi.
[3] Eşcinsel (gey, lezbiyen), biseksüel veya transseksüel olduğunu kendi içinde kabul etmek ve/veya başkalarına söylemek
[4] Orijinali “aversion therapy” : 1970’lere kadar, suçlular, eşcinseller gibi toplumda “hasta”, “tedavi edilmesi gereken” olarak görülen insanlara neye karşı çekim hissediyorlarsa; suçlulara şiddet öğeleri içeren filmler, eşcinsellere iki erkeğin sevişme sahnelerini içeren film gösterilip, uyarıldıklarında elektroşok veya acı veren bir madde vücuda enjekte edilerek bu edimden tiksinmelerine çalışılıyordu.
[5] Transgender: Avrupa ve Amerika’da “cinsiyet kimliğini” tanımlayan şemsiye kelime olarak kullanılır. Cinsiyet düzeltme ameliyatı olmuş ya da olmamış transseksüelleri, karşı-cins kıyafeti giyenleri (cross-dresser veya travesti), dragkingleri, dragqueenleri ve androjen (ne dişi, ne de eril görünüme sahip olanlar) kişileri kapsar.
aligül
Öncelikle Amerikan Boston Edge gazetesinin LGBT[1] bölümünde çıkan Kelli Kennedy imzalı haberde anlatılan hikâyeye birlikte bir bakalım.
“Her zaman kadınların birbirlerinin ellerini tutmalarına, kucaklamalarına hayran olmuştum ve bunda anormal hiçbir şey yoktu. Cinsel bir şey değildi” diyor Michelle. Bir kadın bir başka kadına duygusal ve/veya fiziksel çekim duyabilir. İllaki bir kadınla cinsel ilişki yaşamış olmak gerekmez. Kadınsak, kendi içimizde, bir kadından hoşlandığımızı kabul etmek ve bunu çevremizdeki insanlara da kabul ettirmek toplumsal baskıdan dolayı zordur.
“Penisini aldırmadı, çünkü ameliyatı çok pahalı ve kendisini hala heteroseksüel[2] olarak tanımlıyor. (Kadınlarla ilişkisi olmuş ve hayatını birlikte geçirebileceği bir kadınla tanışmayı umut ediyor.)” Tüm bir cinsiyet düzeltme sürecini geçirmiş olmak zaten gerekmiyor ama bu süreci tamamlamak isteyenlerin önünde de çok uzun bir yol var. Michelle’in kendini bir (trans) kadın ve lezbiyen olarak kabul etmediğini çıkarabileceğimizi söylüyorum.
“Michelle güzel şeyleri severdi. Kolayca arkadaş edinirdi ve çok iyi bir dansçıydı; Michael bir kere bile dans pistine adımını atmamıştı” Farklı iki insandan bahsediyor sanki değil mi? Kulağa daha çok “çok kişilikli” birini anlatıyor gibi geliyor. Transseksüel olmak içinde iki faklı kişilik barındırmak değildir. İnsan hissettiği cinsiyetle ilgili kendini gerçekleştiremiyorsa, kendini kötü hisseder. Bir de buna başkalarının onunla ilgili söylediği, gösterdiği, hissettirdiği olumsuz fikirler, eylemler eklenir ki birçok yerde transseksüel bireylere yaşatılan şiddeti gazeteden okuyor, televizyondan seyrediyoruz. Bazılarımız ilk elden dinliyoruz.
Hem Michael hem de Michelle olarak, alkol ve uyuşturucu kullandığı yazılmış. Hissettiği cinsiyette yaşamaya çalışırken aldığı tepkiler, “çoğunluğa uymadığı” için aşağılanması, sosyal gruplardan (aile, arkadaş, iş, okul, yaşadığı yer, vs.) dışlanması ve cinsel yöneliminin de “norm dışı” görülmesinden dolayı benzer ayrımcılıklara maruz kalmasıyla yalnızlaşmış ve çaresiz olduğu düşündürülmüş olabilir. Uyuşturucu ve alkol, bu yaşananların etkisini azaltmak için başlanılan ama bırakılamayan bir şeye dönüşmüş olabilir. Kaldı ki, LGBTT olmayan kişilerde de yaygın olarak alkolizm ve uyuşturucu bağımlılığı var.
LGBT birey için karşı-cins birlikteliğinin kutsandığı bir yerde “istenmeyen”, “kötü” görülen, kısaca toplumun dışına itileceği söylenen bir var oluşta olmak önce kendine açılmayı[3], sonra da başkalarına açılmayı zorlaştırır. Dolayısıyla Michelle’in annesi ve kız kardeşiyle uzun süre görüşmemesinde veya yıllar sonra tekrar konuşmaya başlamasında şaşılacak bir şey yoktur. Üzücü bir yanı vardır. Kemikleşmiş önyargıları kırmak çok kolay olmadığı için de aralarındaki ilişkinin de çok iyi olduğunu düşünmüyorum.
Kilisenin tavrı konusunda haberde geçen Dr.Melissa Wilcox’un söylediklerine sanırım bizim de kulak vermemiz iyi olur. “Birçok Evanjelik kilisesinin artık eşcinsellere karşı cehennem ateşi vaazları vermediğini ve bu üyelerini ruhsal olarak sağaltılması gereken, depresyon gibi bir psikolojik hastalığa yakalanmış hastalar olarak gördüğünü söylüyor” diyor.
Kilise Michelle’i bir transseksüel kadın olarak kabul etmiş görünüyor ki kadın İncil okuma grubuna almışlar. Fakat kilise karşı cins ilişkiyi “mutlak ilişki” olarak görüyor ve kişileri bu ilişki biçimine yönlendiriyor. Michelle erkeklere bir şey hissetmiyor ama kadın bedeninde ve kadınlardan hoşlandığı için de onu “erkek” olması gerektiğine inandırıyorlar. Bunu da “kadına dönen bir gey adamın tekrar erkeğe döndüğü ve bir kadınla evlenip mutlu yaşadığı bir video göstererek” yapıyorlar. Mutlu heteroseksüel aile masalı devam ediyor… Michelle ise hep bir kadınla birlikte olmak istiyordu, ama kadın bedeninde iken…
İnternette biraz araştırma yapınca, geçmişte, 1970’lere kadar, kiliselerce veya kiliseyle bağlantısı olan yerlerin LGBT üyelerini “tiksindirme tedavisi[4]” ile “eşcinselliği tedavi” adı altında işkence ettiklerini öğreniyoruz. Ben baktım. A.B.D.’de “Church of Jesus Christ of Latter Day Saints” adlı kilise bunların en ünlüsüymüş. Kilise bağlantılı oldukları söylenen Evergreen ve Exodus adlı kuruluşlar hala “tedavi edici terapilere” devam ediyormuş ama artık elektroşok uygulamıyorlarmış!
(Kiliseye göre) Eski bir “günahkâr” olan kilise lideri onun için “o gözlerinde yaşlarla yardım isteyen adamdı” diyerek “ben onun erkek olduğunu biliyordum” diyerek görmek istediğini görmeye çalışıyor. Michelle’e bir faydası var mı? Yok.
Kilisenin lideri tazminat davası açılmasın diye “birisine zorla bir şey yaptırıldığında bunun yasal ve ruhsal sonuçlarının ne olacağının farkındayım. Michael’e yaptığımız tüm yardımları Michael kendi istedi. Farklı liderler onun hayatına saatlerini akıttı” ve bir başkası da “biz teşvik ettik ama o başlattı” gibi komik bir cümle kuruyor. Ne kadar da masumlar!
Michelle ABD’nin Florida eyaletindeki Fort Lauderdale diye bir yerde (şehir mi kasaba mı bilmiyorum) yaşıyor. Google sağ olsun J, Florida gey ve lezbiyen örgütlenmesinin yoğun olduğu bir eyalet ama –varlığını geçen sayıdaki ENDA haberlerinden öğrendiğimiz- transseksüel (transgender[5]) örgütlenmesi yok. Olsun. Gey ve lezbiyen örgütleri de kendilerine danışan (kendiyle barışmamış) transseksüel bireylere yardımcı olabilir ama Michelle bir şekilde bunu ıskalamış görünüyor. Keşke kiliseye değil de bu örgütlerden birine gitseydi dedirtiyor bu hikaye.
Bir de medyaya bakayım…
Şimdi de üç gazetenin bu haberi nasıl verdiğine birlikte bakalım. Amerikan Boston Edge gazetesinde haber dört sayfalık uzun bir haber olarak çıkmış. Boston gazetesinin LGBT bölümünde olmasının da bir farkı vardır herhalde. Başlığı şiirsel. “Erkek, kadın, erkek. Michael’ın destansı yolculuğu”. İyi başladı (yazının ilerleyen bölümünde anlayacaksınız) ama değinilmesi gereken, açıklama getirilmesi gereken birkaç nokta da yok değil.
Haberi yazanın Michelle’i dışarıdan gördüğü haliyle, “erkek” olarak ele alıyor ve “gey olmadığını” söylüyor. Önemli olan gördüğümüz değildir. Tabii ki hepimiz “sadece kadın ve erkek vardır, birbirlerine dönüşmezler” masalıyla büyütülüyoruz.
“Penisini aldırmadı, çünkü ameliyatı çok pahalı ve kendisini hala heteroseksüel olarak tanımlıyor. (Kadınlarla ilişkisi olmuş ve hayatını birlikte geçirebileceği bir kadınla tanışmayı umut ediyor.)” cümlesinde haberi aktaran kendi çıkarımını yazmış. Hala dıştan gördüğüne göre değerlendiriyor. Tüm bir cinsiyet düzeltme sürecini gerçekleştirmiş olmak gerekmiyor.
Michelle/Michael’ın her iki dönüşümünde de yaşadığı depresyon ve buna balı madde bağımlılığı bir kişilik sorunu gibi gösterilmiş. Hâlbuki cinsiyet kimliğini (transseksüel bir kadın olarak) ve cinsel yönelimini (bir lezbiyen olarak) yaşayamadığı için ya da (ailesi, arkadaşları, çevresi, vs. tarafından) yaşattırılmadığı için kendini kötü hissetmiştir. Alkol ve uyuşturucu bağımlılığını sadece transseksüel bireylere mal etmiş. Bir başka deyişle, bizlere alttan alta “transseksüeller alkoliktir, uyuşturucu bağımlısıdır, uyumsuzdur, ne yapsalar bunalımlıdırlar” mesajı veriliyor.
“Bir kez daha yaparsam insanlar daha da dengesiz olduğumu düşünecekler” sözünü haber yapan yine tersten almış. Kişinin bedenin üzerinde söz söyleme ve değiştirme hakkı vardır. Vücudunda kısmi veya tam değişiklik yapabilir ya da yapmayabilir. İstediği kadar da tekrarlayabilir. Bir dönüşümü tamamlayınca her şeyin sonuna gelinmiş değildir.
Radikal gazetesinde haber “Ne olduğuna karar veremedi” diye başlık atılmış. Korkunç. İnsana sorduruyor, karar vermek mi gerekiyor? Hayır. Burada da, bir önceki haberdekine benzer bir önyargı söz konusu. İnsanlar bedenleri üzerinde istediği kadar değişiklik yapabilir.
Bu haberde de Michelle heteroseksüel olarak tanımlanmış ve hemen “erkek” olduğu varsayılmış.
““Michelle’i özlemiş ancak istese de bir kez daha kadın olamayacağının farkında. "Bir kez daha yaparsam insanlar dengesiz olduğumu düşünecek" diyor ve ekliyor: "Belki de tek ihtiyacım doğru bir kadın!"” Cımbızla mı çektin de bu kadar mesajı bir araya getirdin? Michelle’in dönüşümünü geçmişte yapılan ama bir daha geri dönülmemesi gereken bir hata gibi gösteriyor. Heteroseksüel (karşı cinsel) hayaller gördüğü varsayılıyor. “Gördün mü? Bak, aslında o da bir erkek ve mükemmel kadını arıyor, bulunca da bu huzursuzluğu sona erecek” diyor. Rahatsız edici! Kimse de “canım senin hayatını zorlaştırmışız” demiyor!
Orijinal haber dört sayfa, bu haber yarım sayfa bile değil, dolayısıyla anlam kaybı olmuş. Michelle’in hikâyesini kısaltarak vereyim derken (kasıtlı mı bilinmez) bilgileri de birbirine karıştırmış.
Haberde –orijinal metinde de bu eksikti- Michelle’in bir transseksüel ve lezbiyen olarak toplumda yaşadığı aşağılanmayı, dışlanmayı hiç anlatmamış, anlatılanları basite indirgemiş. “Heteroseksüel hayata uymazsanız, olacağı budur” alt metnini de promosyon olarak veriyor.
Vatan gazetesi’nde ise atılan başlık beni benden aldı. “Dönmekten şaşkına döndü”. Hayran kaldım! Güleyim mi ağlayayım mı bilemedim.
Başlığı böyle olan bir habere göre içeriğin daha derli toplu olması da şaşırtıcı. En azından orijinal metindeki bilgileri birbirine karıştırmadan, içinden istediklerini çekmeden, doğru sıralama ile aktarmış. Biraz daha detay verebilirmiş.
Çok da pürüzsüz değil, göze çapan birkaç önyargı var. “Kadınlıktan sıkılıp intiharı denedi” demiş haberi aktaran, nasıl yani diye sorası geliyor insanın. Kadına yönelik o kadar baskı varken –evet Amerika’da da canım- kimse “sıkıldığı” için intiharı denemiyor, yaşadığı baskılardan dolayı çaresiz hissettiğinde deniyordur. Bu kadar mı basite indirgenir yaşanılanlar.
“(…)20 yıl önce terk ettiği ailesiyle bile arasını düzeltti”, haberi yapan şaşkınlıktan ölecek. Biraz da toplumdaki travesti/transseksüel algısını da yansıtıyor bu düşünce: “o kadar aşağılıktır ki ailesi nasıl görüşür onunla” der gibi.
Heteroseksüel ilişki yüceltiliyor, transseksüel olmak kötü gösteriliyor. Yine toplumsal baskı sonucu yaşananlar kişiselmiş gibi gösteriliyor.
Gazeteler, televizyonlar, vs. “gelenek”, “aile değerleri”, “Türk ahlak yapısı”nı korumakla görevli görüyorlar kendilerini. Bu sözde değerler tartışmalı bir ahlak yapısını yeniden üretmekte kullanılıyor. “Kadın-erkek-çocuk”tan oluşan heteroseksüel aileyi yücelten, koruyan, devamını sağlamaya yönelik yazılarıyla, fotoğraflarıyla haberler yapıyor, köşe yazıları yazdırıyorlar, “eğlence” programları yaptırıyorlar. Bu tabloya girmeyen her şey karalanıyor, gözden uzak tutuluyor. Tablo dışı kalanlar toplum dışında da bırakılıyor, yalnızlaştırılıp, “düzelmiş” olarak geri dönmeleri bekleniyor.
Gözden çıkarılıyoruz. Çaresiz hissettiriliyoruz. Suçluymuşuz gibi davranılıyor bize. Hâlbuki içimizde yaşadıklarımız bizim için gerçek ve olması gerekendir.
________________________________________
[1] Lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel.
[2] Karşı cinsten birine duygusal ve/veya fiziksel çekim duyan kişi.
[3] Eşcinsel (gey, lezbiyen), biseksüel veya transseksüel olduğunu kendi içinde kabul etmek ve/veya başkalarına söylemek
[4] Orijinali “aversion therapy” : 1970’lere kadar, suçlular, eşcinseller gibi toplumda “hasta”, “tedavi edilmesi gereken” olarak görülen insanlara neye karşı çekim hissediyorlarsa; suçlulara şiddet öğeleri içeren filmler, eşcinsellere iki erkeğin sevişme sahnelerini içeren film gösterilip, uyarıldıklarında elektroşok veya acı veren bir madde vücuda enjekte edilerek bu edimden tiksinmelerine çalışılıyordu.
[5] Transgender: Avrupa ve Amerika’da “cinsiyet kimliğini” tanımlayan şemsiye kelime olarak kullanılır. Cinsiyet düzeltme ameliyatı olmuş ya da olmamış transseksüelleri, karşı-cins kıyafeti giyenleri (cross-dresser veya travesti), dragkingleri, dragqueenleri ve androjen (ne dişi, ne de eril görünüme sahip olanlar) kişileri kapsar.
aligül
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder