Tv sadece bir seyir aleti değil, aynı zamanda bir propaganda aracı. Bu aletin genelde hangi amaca eşlik ettiğini hepimiz biliyoruz. Genelde erkek ve erkek sözlerinin egemen olduğu bu aygıt çoğu zaman bizi deşifre etmekle tehdit eder, saldırır, hedef gösterir. Tam bunların arasında geçmişten bir kurgu dizi gözüme çarpar. Onlardan biri Tatlı Hayat. Zamanında büyük bir ilgiyle izlediğim dizi, şimdilerde Flash TV’nin emrinde. Tekrar bölümlerinin sıkı sık verildiği bu dizinin son izlediğim bölümüyse, ona neden bağlandığımı açıklıyor. Başrollerini Haluk Bilginer ve Türkan Şoray’ın paylaştığı dizi, İhsan ve Sevinç adında bir karı kocanın fakirlikten, zengin bir kuru temizle patronluğuna nasıl geldiğini anlatıyor. Elbet her sınıf atlayan aile gibi onlar da bocalıyor ve bazı gülünç durumlarla karşılaşıyor. Ama her zaman böyle olmuyor. Bazı buruk bazı inciten olaylarla da karşılaşıyorlar. Bunlardan biri geçenlerde verildi.
İhsan’ın ( Haluk Bilginer) eski askerlik arkadaşı çıka gelir. İhsan elbet çok sevinir ve onla buluşmak için kaldığı otel odasına gelir. Yalnız, geldiğinde karşısına bir kadın çıkar. Anlamaz. Selim yani yeni adıyla Selin, kendisinin askerlik arkadaşı olduğunu söyler. İhsan bunun bir şaka olduğunu düşünür ve inanmaz. En sonunda Selin, kendisini böyle hissettiğini söyler. İhsan onun eşcinsel olup olmadığını sorar. O da hayır der. Travesti misin der, cevap hayırdır. Peki, nesin, sorusuna verdiği yanıtsa, kadınım’dır. Sanki biri Pembe Hayat Derneğinden fırlamış da senaryoya dokunmuş gibidir. Yıllardır bazı açıklayamadığımız durumları bir nostaljik dizi çözü verir. Tabi bu sadece benim fikrim. Ama her şey o kadar yalın ve doğru ki hiçbir abartı, saçmalık ya da ucuzluk yer almıyor repliklerde. Selin rolünü üstlenense “harbi” bir kadın oyuncu. Öyle uydur kaydır bir erkeğin sulandırarak oynadığı bir transseksüel rolü değil.
Her şeyi tıkıt tıkır işleyen senaryo, İhsan’ın odayı terk etmesiyle yarılanır. Selin’in suratına kapanan kapı sanki hepimizin suratına kapanmıştır. Daha sonra İhsan evine döner ve Sevinç’e (Türkan Şoray) olayı anlatır. Ama sevinç inanmaz. Tam bu noktada düğüm çözülür ve Selin eve çağrılır. Selin tüm olayı anlatır ve olay tatlıya bağlanır. Türkan Şoray gibi bir divanın bu tür bir senaryoya onay verip oynaması, kendi kurallarını koyan ve sonra onları tekrar kendi elleriyle yıkan kuvvetini de açıklıyor. Bu tabi bir lütuf değil ama kendisinin bu senaryonun şekillenip, doğru bir şekilde gösterilmesinde parmağı olduğunu düşündürtüyor.
O yine bizi kanatları altına almasını bildi. Yeni ünlenen, paraya para demeyip, dönmeliği aşağılayan dizler yerine, aklı başında ve güzellikte dizilerde rol alarak bizim gönlümüzü tekrar fethetmeyi bildi Boşu boşuna ona Sultan denilmedi. Seni çok seviyorum Türkan Şoray. Ve sevecenliğinin tüm halka yayılmasını diliyorum.
sürmelican
donme dergisi yazarlarinin ve hepimizin katılımıyla yazılarımızla, yorumlarımızla yasam deneyimlerimizi paylaşacağımız, tartışacağımız bir blog yaratmayı hayal ediyoruz.
1 Kasım 2010 Pazartesi
sen bir rüyasın türkan sultan
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder